Hüseyin Gürlesin’in avukatından mahkûmiyet kararına ilişkin açıklama
Pamukkale Belediyesi eski başkanı Hüseyin Gürlesin’in “görevi kötüye kullanma” suçundan 1 yıl 14 ay 7 gün hapis cezasına çarptırılmasının ardından avukatı Can Kızılyar, kararın kesinleşmediğini belirterek istinafa başvuracaklarını açıkladı. Kızılyar, müvekkilinin kişisel menfaat sağlamadığını ve tartışmalı ödemelere ilişkin doğrudan talimatının bulunmadığını savundu.

Pamukkale Belediyesi kurucu Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin hakkında Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada verilen hapis cezasının ardından, avukatı Av. Can Kızılyar tarafından basın açıklaması yayımlandı. Dört sayfalık açıklamada, mahkûmiyet kararının henüz kesinleşmediği vurgulanırken, karara karşı istinaf yoluna başvurulacağı bildirildi.
30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Pamukkale ilçesinin kurucu belediye başkanı seçilen ve 31 Mart 2019’a kadar görev yapan Gürlesin hakkındaki açıklamada, yargılamaya konu işlemler, savunmanın dayanakları ve kamu zararı iddiasına ilişkin itirazlar ele alındı.
“Karar kesinleşmiş bir mahkûmiyet gibi sunulmamalı”
Avukat Can Kızılyar, Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/895 Esas sayılı dosyasında 14 Ekim 2026 tarihinde verilen kararın ilk derece mahkemesi kararı olduğunu belirtti. Açıklamada, kararın kesinleşmediği ve istinaf kanun yoluna açık olduğu ifade edildi.
Gerekçeli kararın incelenmesinin ardından hukuki ve maddi yönden aykırı olduğu değerlendirilen hususların istinaf başvurusunda ileri sürüleceğini belirten Kızılyar, Gürlesin’in beraati için hukuki mücadelenin sürdürüleceğini kaydetti.
Dava konusu ödemelere ilişkin savunma
Açıklamada, yargılamanın Gürlesin’in kendisine veya yakınlarına kamu kaynağı aktardığı, kişisel menfaat sağladığı ya da belediye imkânlarını şahsi amaçları doğrultusunda kullandığı iddiasına dayanmadığı savunuldu.
Davanın, Pamukkale Belediyesi tarafından 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirilen Pamukkale Kültür, Sanat ve Yaşam Merkezi, Aktepe Sosyal Tesisleri ile beton parke yol ve kaldırım yapım işlerine ilişkin bazı hakediş alacaklarının finans kuruluşlarına temlik edilmesine rağmen ödemelerin yüklenici firmalara yapılmasıyla ilgili olduğu belirtildi.
Söz konusu süreçte toplam 6 milyon 475 bin 305 lira 43 kuruş tutarındaki hakediş ödemeleri üzerinden, sonraki işlemlerle birlikte belediyenin 8 milyon 384 bin 814 lira 16 kuruş zarara uğratıldığının ileri sürüldüğü aktarıldı.
Kızılyar, savunmanın temelinde Gürlesin’in bu işlemlere hangi somut fiille katıldığı, ödemelerden haberdar olup olmadığı, suç işleme kastının bulunup bulunmadığı ve iddia edilen zarar ile şahsi davranışları arasında hukuken geçerli bir bağ kurulup kurulamadığı sorularının yer aldığını ifade etti.
Ödeme talimatlarının başkan vekili tarafından imzalandığı savunuldu
Basın açıklamasında, dosyada bulunan bazı resmî belgelerin tartışmalı ödemelere ilişkin talimatların Gürlesin’in izinli olduğu veya belediye başkanlığı görevini vekâleten devrettiği dönemlerde düzenlendiğini gösterdiği ileri sürüldü.
Bu kapsamda 20 Aralık 2018 tarihli 5091 sayılı, 28 Aralık 2018 tarihli 5315 sayılı, 9 Ocak 2019 tarihli 92 sayılı ve 18 Şubat 2019 tarihli 663 sayılı ödeme talimatlarına dikkat çekildi. Açıklamada, söz konusu talimatların yetki devri yapılan belediye başkan vekilinin imzasını taşıdığı ve belgelerde işlemlerden doğabilecek sorumluluğa ilişkin ifadelerin bulunduğu belirtildi.
Ödeme belgelerine, işlemlerin belediye başkan vekilinin yazılı emri ve ısrarı üzerine gerçekleştirildiğine ilişkin şerhler düşüldüğü de aktarıldı. Kızılyar, müvekkilinin tartışmalı ödemelere yönelik doğrudan bir talimatının veya onayının bulunmadığını savundu.
Açıklamada ayrıca, İçişleri Bakanlığı incelemelerinin ardından Danıştay Birinci Dairesinin soruşturma iznine ilişkin kararındaki karşı oy gerekçelerinde de ödeme talimatlarının başkan vekili tarafından imzalanması ve Gürlesin’in kişisel fiiliyle iddia edilen zarar arasında doğrudan bağ kurulamaması konularına dikkat çekildiği ifade edildi.
Firmalar hakkında icra takibi başlatıldığı belirtildi
Kızılyar, Gürlesin’in bilgisi dışında gerçekleştiğini savunduğu ödemeleri öğrendikten sonra kamu kaynaklarının korunması ve ilgili bedellerin geri alınması amacıyla hukuki girişimlerde bulunduğunu belirtti.
Bu kapsamda yüklenici firmalara ihtarnameler gönderildiği, KONTAŞ İnşaat hakkında Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2019/4470 Esas sayılı dosyası, GEKA Taahhüt hakkında ise Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2019/5731 Esas sayılı dosyası üzerinden takip işlemlerinin başlatıldığı kaydedildi.
Açıklamada, bu girişimlerin Gürlesin’in görev süresi sona ermeden başlatıldığı belirtilerek, söz konusu işlemlerin iddia edilen kamu zararına göz yumulduğu yönündeki değerlendirmelerle bağdaşmadığı savunuldu.
Kamu zararının bulunup bulunmadığının ve varsa hangi kişilerin hangi fiilleri nedeniyle sorumlu tutulabileceğinin; ödemelerin hukuki dayanakları, mevcut teminatlar, faiz ve diğer giderler de dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
“Beraat kararı verilmesi gerektiği kanaatindeyiz”
Gürlesin’in soruşturma ve kovuşturma boyunca suçlamaları kabul etmediği belirtilen açıklamada, müvekkilin herhangi bir kişisel menfaat sağlamadığı, hukuka aykırı ödeme talimatı vermediği ve söz konusu işlemlerden haberdar olmadığı yönündeki savunmaları tekrarlandı.
Kızılyar, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine dikkat çekerek, bir kişinin başkasının fiilinden dolayı cezalandırılamayacağını, cezai sorumluluk için suçun maddi ve manevi unsurlarının somut delillerle ortaya konulması gerektiğini kaydetti.
Açıklamada, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararına karşı bu itirazların istinaf incelemesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, Gürlesin hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği yönündeki hukuki görüş dile getirildi.
Basın kuruluşlarına çağrı yapıldı
Basın açıklamasında, henüz kesinleşmemiş bir karar üzerinden Gürlesin’in kesin biçimde suçlu ilan edilmesine ve kamu kaynaklarını kişisel menfaati için kullandığı yönünde değerlendirmeler yapılmasına itiraz edildi.
Kızılyar, basın özgürlüğü ve kamuoyunun haber alma hakkının önemine dikkat çekmekle birlikte, haberlerde iddialarla sabit olguların, ilk derece mahkemesi kararlarıyla kesinleşmiş mahkûmiyetlerin birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.
Yerel ve ulusal basın kuruluşları ile konuya ilişkin paylaşım yapan kişi ve kuruluşlara çağrıda bulunan Kızılyar, haberlerin yargılamanın kapsamı, dosyadaki belgeler, savunmanın dayanakları ve kararın kesinleşmemiş olduğu bilgisi dikkate alınarak hazırlanmasını istedi.
Açıklamada ayrıca, gerçeğe aykırı suç isnatları, hakaret, kişilik haklarına saldırı veya yanıltıcı yayınların sürmesi hâlinde düzeltme ve cevap hakkı başta olmak üzere yasal yollara başvurulacağı bildirildi.
Avukat Can Kızılyar, açıklamasının sonunda Gürlesin’in yargı mercileri önündeki hukuki mücadelesini sürdüreceğini belirterek, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve masumiyet karinesine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.